









İstanbul · Günübirlikİstanbul Arkeoloji Müzeleri, Türkiye’de modern müzeciliğin temellerinin atıldığı kurumdur. Yaklaşık bir milyon eserden oluşan koleksiyonu; Anadolu, Mezopotamya, Mısır, Doğu Akdeniz ve İslamiyet öncesi Arabistan uygarlıklarını kapsaması bakımından dünyanın en önemli arkeoloji koleksiyonları arasında yer alır.
Müzenin bugünkü kimliğinin oluşmasında Osman Hamdi Bey’in çalışmaları belirleyici olmuştur. Osman Hamdi Bey’in Sayda Kral Nekropolü’nde gerçekleştirdiği kazılarda bulunan İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Likya Lahdi, Satrap Lahdi ve Tabnit Lahdi, koleksiyonun dünyaca tanınan başyapıtlarıdır.
Uzun süren restorasyon ve sergileme çalışmalarının ardından Eski Şark Eserleri Müzesi ile Çinili Köşk’ün yeniden ziyarete açılması, İstanbul Arkeoloji Müzelerinin koleksiyonlarını daha kapsamlı biçimde görme olanağı sağlamaktadır.
Eski Şark Eserleri Müzesi’nde Kadeş Antlaşması’nın çivi yazılı tableti, Naram-Sin Steli, İştar Kapısı’na ait sırlı tuğla kabartmalar ve Mezopotamya tabletleri öne çıkar. Bu eserler; yazının doğuşu, ilk devletler, diplomasi ve kent yaşamının gelişimi hakkında önemli bilgiler sunar.
Fatih Sultan Mehmed tarafından 1472’de yaptırılan Çinili Köşk ise İstanbul’daki en eski Osmanlı sivil mimari örneklerinden biridir. Burada sergilenen Karaman İbrahim Bey İmareti’ne ait çinili mihrap, Kubadabad Sarayı’nın figürlü çinileri ile İznik ve Kütahya seramikleri, Türk çini sanatının farklı dönemlerini bir araya getirir.
Bu özel koleksiyon, Antonina uzmanının anlatımıyla eserlerin ait oldukları uygarlıklar, arkeolojik buluntu yerleri ve müzecilik tarihindeki önemleri üzerinden değerlendirilecektir.
Buluşma Yeri: İstanbul Arkeoloji Müzeleri bahçesindeki Müzenin Kahvesi
Buluşma Saati: 09.00
Tur Başlangıç Saati: 09.30
Tahmini Bitiş Saati: 17.00
Bitiş Noktası: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Saat 09.00’da İstanbul Arkeoloji Müzeleri bahçesinde bulunan Müzenin Kahvesi’nde buluşuyoruz. Kahvaltılık ikramların ardından Antonina uzmanının anlatımıyla tam günlük müze gezimize başlıyoruz.
İlk olarak müze bahçesinde sergilenen lahitleri, mezar stellerini, sütunları ve mimari parçaları inceliyoruz. Burada arkeolojik eserlerin hangi dönemlere ait olduklarını, müze koleksiyonuna nasıl kazandırıldıklarını ve İstanbul’da müzeciliğin gelişimini konuşuyoruz.
Ardından Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan Arkeoloji Müzesi’nin ana binasına geçiyoruz. Osman Hamdi Bey’in müze müdürlüğü, Sayda Kral Nekropolü kazıları ve bu kazıların Müze-i Hümayun’un gelişimindeki yeri hakkında bilgi aldıktan sonra ana binanın ziyarete açık salonlarını geziyoruz.
Ana binadaki gezimizde Sayda Kral Nekropolü’nden getirilen eserler programın merkezinde yer alıyor. İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Likya Lahdi, Satrap Lahdi ve Sayda Kralı Tabnit’in Lahdi’ni ayrıntılı biçimde inceliyoruz. Lahitlerin üzerindeki savaş, av, yas ve cenaze sahneleri üzerinden dönemin siyasi dünyasını, inançlarını ve heykel sanatını değerlendiriyoruz.
Ziyarete açık diğer salonlarda Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma dönemlerine ait heykelleri, portreleri, mezar stellerini ve farklı arkeolojik alanlardan getirilen eserleri inceliyoruz. Müzenin sergileme düzeni ile Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan müzecilik tarihi de anlatımımızın önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Ana bina ziyaretimizin ardından öğle yemeği için müzeden ayrılıyoruz. Öğle yemeğimizi müze çevresinde program için belirlenen restoranda, önceden oluşturulan menü eşliğinde alıyoruz.
Öğle yemeğinin ardından İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksine dönüyor ve uzun süren restorasyon çalışmalarından sonra yeniden ziyarete açılan Eski Şark Eserleri Müzesi’ni geziyoruz.
Osman Hamdi Bey tarafından Sanayi-i Nefise Mektebi olarak yaptırılan binanın tarihini inceledikten sonra Mezopotamya, Anadolu, Mısır, Urartu ve İslamiyet öncesi Arabistan uygarlıklarına ayrılan bölümleri ziyaret ediyoruz. Yazının ortaya çıkışı, ilk kentlerin kuruluşu, devlet yönetimi, inanç sistemleri ve eski toplumların gündelik yaşamı eserler üzerinden ele alınıyor.
Eski Şark Eserleri Müzesi’nde Kadeş Antlaşması’nın çivi yazılı tableti, Naram-Sin Steli, İştar Kapısı’ndan gelen sırlı tuğla kabartmalar, Mezopotamya tabletleri, Anadolu ve Urartu eserleri ile Mısır koleksiyonunun öne çıkan parçalarını inceliyoruz.
Programımızın son bölümünde Fatih Sultan Mehmed tarafından 1472’de yaptırılan Çinili Köşk’e geçiyoruz. İstanbul’daki en eski Osmanlı sivil mimari örneklerinden biri olan yapının mimari özelliklerini ve Müze-i Hümayun dönemindeki yerini konuşuyoruz.
Çinili Köşk’te Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çini ve seramikleri kronolojik olarak inceliyoruz. Karaman İbrahim Bey İmareti’nden getirilen çinili mihrap, Kubadabad Sarayı kazılarında bulunan figürlü çiniler ile İznik ve Kütahya üretimi seramikler bölümün öne çıkan eserleri arasında yer alıyor.
Çinili Köşk ziyaretimizin ardından yaklaşık saat 17.00’de tam günlük programımızı tamamlıyoruz.








İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul