









Yurt Dışı · 4 gece 5 gün1.Gün, 6 Ekim 2027, Çarşamba
İSTANBUL BERLIN
Panoramik tur
İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminali, 1 No’lu Buluşma Noktası’nda saat 07.00’da buluşuyoruz. Bilet ve gümrük işlemlerinin ardından, Berlin'e gidecek olan Türk Hava Yolları’nın TK1729 sefer sayılı uçuşu ile saat 10.05’te hareket ediyor ve saat 12.00’de Almanya'nın başkenti Berlin’e varıyoruz.
Pasaport ve bagaj işlemlerini tamamlayıp özel aracımızla şehir merkezine doğru hareket ediyoruz. Yol boyunca rehberimiz, Berlin’in yüzyıllar boyunca geçirdiği dönüşümü anlatıyor: Prusya’nın disiplinli başkentinden, duvarın yıkılışıyla yeniden doğan özgürlük şehrine…
İlk durağımız Charlottenburg Sarayı. Barok mimarinin zarafetiyle çevrili bu yapı, Prusya krallarının görkemli yaşamını yansıtır. Bahçelerinde kısa bir yürüyüş yaparken, Berlin’in aristokrat geçmişiyle modern ritminin nasıl iç içe geçtiğini hissederiz.
Ardından Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi’ne geçiyoruz. II. Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan yıkık kule, Berlin’in yeniden doğuşunun sessiz tanığıdır. Kurfürstendamm Bulvarı boyunca ilerlerken, modern vitrinler ve tarihi cepheler yan yana uzanır; Berlin’in enerjisi, geçmişin izleriyle harmanlanır.
Şehrin yeşil kalbi Tiergarten Parkı’ndan geçip Brandenburg Kapısı’na ulaşıyoruz. Bu kapı, 18. yüzyıldan bugüne özgürlük ve birlik sembolü olarak Berlin’in ruhunu taşır. Kısa bir fotoğraf molası veriyoruz; kapının sütunları arasından Reichstag’ın cam kubbesi parlıyor.
Reichstag Binası önünden geçerken rehberimiz, Alman demokrasisinin yeniden doğuş hikâyesini anlatıyor. Cam kubbesi, şeffaf yönetimin bir simgesi olarak gökyüzüne açılır. Unter den Linden Caddesi boyunca ilerlerken Humboldt Üniversitesi, Opera Binası ve tarihi elçilikler sıralanır; Berlin’in entelektüel damarını hissederiz.
Son durağımız Berlin Dom. Barok kubbesiyle Müzeler Adası’nın tacı olan bu katedral, şehrin siluetine zarif bir dokunuş yapar. Panoramik turunun ardından otelimize geçiyoruz.
Saat 18.00’de “Atilla Tuna ile konser öncesi Sohbet” etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Çay/kahve/şampanya eşliğinde gerçekleşecek etkinlikte bu turda izlenecek eserler hakkında genel bir bilgilendirme alıyoruz.
2.Gün, 7 Ekim 2027, Perşembe
BERLIN – Pergamon Müzesi - Pergamon Panorama Müzesi
Berlin Filarmoni Orkestrası Konseri
Sabah otelimizden ayrılıp Spree Nehri üzerindeki Müzeler Adası’na geçiyoruz. Berlin’in en görkemli yapılarından Pergamon Müzesi, taşınmış uygarlıkların sessiz bir senfonisi gibidir. İlk adımlarımızı Pergamon Altarı’nın merdivenlerinde atıyoruz; Zeus’a adanmış bu sunak, Helenistik dönemin dramatik anlatımını taşır. Ardından İştar Kapısı’nın mavi tuğlaları arasında Babil’in görkemli sokaklarında yürür gibi oluruz. Milet Agora Kapısı Roma mimarisinin zarafetini, İslam Sanatları Bölümü ise Şam Evi’nin ahşap işçiliğiyle Doğu’nun inceliğini yansıtır.
Kısa molanın ardından kısa bir yürüyüşle Pergamon Panorama Müzesi’ne geçiyoruz. 360° projeksiyonla yeniden canlandırılmış antik Pergamon şehri, ışık ve sesle bir zaman yolculuğuna dönüşür.
Ziyaretlerin ardından serbest zaman alıyoruz.
Saat 17.00’de “Atilla Tuna ile konser öncesi Sohbet” etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Çay/kahve/şampanya eşliğinde gerçekleşecek etkinlikte bu akşam Berlin Filarmoni Orkestrası’nın seslendireceği eserler hakkında bilgileniyoruz.
Saat 18.00’se otelimizden hareket ediyor ve kısa yolculuğun ardından etkinliğin gerçekleşeceği
Berlin Filarmoni Binası’na gidiyoruz. Saat 19.00’da Berlin Filarmoni Orkestrası’nın konserini izliyoruz.
Ardından otelimize dönüyoruz.
3.Gün, 8 Ekim 2027, Cuma
BERLIN - Altes Museum – Berlin Dom
Berlin Devlet Operası’nda opera temsili
Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp Müzeler Adası’nın kalbine, görkemli Altes Museum’a gidiyoruz. Korint sütunlarıyla çevrili bu yapı, insan figürünün ideal oranlarını arayan bir dönemin tapınağı gibidir. Salonlarda Praksiteles’in Venüs Heykeli zarafetin, Athena ve Mars Heykelleri gücün simgesidir. Antik Yunan vazolarında kırmızı figür tekniğiyle mitolojik sahneler canlanır; altın takılar ve cam objeler antik zenginliğin ince işçiliğini sergiler.
Ziyaretin ardından kısa bir yürüyüşle Müzeler Adası’nın tam karşısında yükselen Berlin Dom’a geçiyoruz. Barok mimarinin doruğu olan bu katedral, Prusya krallarının mezarlarını ve görkemli kubbesiyle Berlin siluetinin kalbini oluşturur. Rehberimiz eşliğinde kubbe galerisinden şehrin panoramasını izliyoruz; Spree Nehri’nin kıvrımları, Müzeler Adası’nın taş köprüleri ve Unter den Linden Caddesi’nin zarif çizgileri gözlerimizin önünde açılır. Katedralin iç mekânında orgun sesiyle yankılanan sessizlik, Berlin’in tarihine dokunan bir an yaratır.
Ziyaretlerin ardından serbest zaman alıyoruz.
Saat 16.00’da “Atilla Tuna ile opera öncesi sohbet” etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Çay/kahve/şampanya eşliğinde gerçekleşecek etkinlikte bu akşam Berlin Devlet Operası’nda izleyeceğimiz opera hakkında bilgileniyoruz.
Saat 18.00’de otelimizden hareket ediyor ve kısa yürüyüşün ardından etkinliğin gerçekleşeceği
Berlin Devlet Opera Binası’na gidiyoruz. Saat 19.00’da Berlin Devlet Operası’nın temsilini izliyoruz.
Operanın ardından otelimize yürüyerek dönüyoruz.
4.Gün, 9 Ekim 2027, Cumartesi
BERLIN – Neues Museum – Alte Nationalgalerie
Berlin Senfoni Orkestrası Konseri
Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp Neues Museum’a geçiyoruz. Bu müze, insanlık tarihinin en zarif sessizliklerinden birini taşır. İlk salonda karşımıza çıkan Nefertiti Büstü, Mısır güzellik idealinin zamansız yüzü olarak bizi büyüler. Işığın mermer üzerindeki yansıması, üç bin yıl öncesinden bugüne ulaşan bir zarafet hikâyesi gibidir. Bir sonraki galeride Berlin Altın Şapka, Bronz Çağı’nın astronomik bilgeliğini temsil eder; ince altın levhalar üzerindeki kabartmalar, antik takvimlerin gizemini fısıldar. Mısır mezar kabartmaları arasında ölüm ve sonsuzluk kavramlarının sanata dönüşümünü izleriz — her figür, yaşamın ötesine geçme arzusunun taş üzerindeki yankısıdır.
Öğle yemeği molasının ardından kısa bir yürüyüşle Alte Nationalgalerie’ye geçiyoruz. Binanın merdivenlerinden çıkarken, 19. yüzyıl Avrupa sanatının ruhu bizi karşılar. Salonlarda Caspar David Friedrich’in “Deniz Üzerinde Sis” tablosu, insanın doğa karşısındaki yalnızlığını anlatır; sisler içinde kaybolan figür, romantizmin içsel yolculuğuna davet eder. Adolph Menzel’in “Flüt Çalan II. Frederik” eseri, Prusya zarafetini ve müziğin disiplinle birleşen estetiğini yansıtır. Monet ve Manet tablolarında ise ışığın ve rengin devrimi hissedilir — her fırça darbesi, modern dünyanın doğuşuna tanıklık eder.
Saat 17.00’de “Atilla Tuna ile konser öncesi Sohbet” etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Çay/kahve/şampanya eşliğinde gerçekleşecek etkinlikte bu akşam Berlin Senfoni Orkestrası’nın seslendireceği eserler hakkında bilgileniyoruz.
Saat 18.00’de otelimizden hareket ediyor ve kısa yürüyüşün ardından etkinliğin gerçekleşeceği
Konzerthaus Binası’na gidiyoruz. Saat 19.00’da Berlin Senfoni Orkestrası’nın konserini izliyoruz.
Konserin ardından otelimize dönüyoruz.
5.Gün, 10 Ekim 2027, Pazar
BERLIN İSTANBUL
Kahvaltının ardından serbest zaman. Saat 11.30’da otelimizden hareket ediyoruz. Yarım saatlik yolculuğun ardından Berlin Brandenburg Havaalanı’na varıyoruz. Gümrük ve pasaport işlemlerinin ardından, Türk Hava Yolları’nın TK1726 sefer sayılı uçuşu ile saat 15.10’da hareket ediyor ve saat 19.10’da İstanbul Havalimanı’na varıyoruz. Bir başka “Hayal Tadında” gezimizde buluşmak üzere vedalaşıyoruz.








Yurt Dışı
Yurt Dışı
Yurt Dışı
Yurt Dışı