








İstanbul · GünübirlikUzun yıllar süren restorasyon çalışmalarının ardından yeniden ziyarete açılan Selimiye Camii, bu programın çıkış noktasını oluşturuyor. Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği bu anıtı, yalnızca mimari bir zirve olarak değil; restorasyon sonrası haliyle, uygulanan müdahaleler ve tercih edilen yöntemler üzerinden değerlendiriyoruz. Son dönemde bilimsel çevrelerde tartışma yaratan restorasyon sürecini; uluslararası koruma ilkeleri, özellikle ICOMOS tarafından benimsenen yaklaşımlar ve 1964 tarihli Venedik Tüzüğü çerçevesinde ele alıyoruz. “Özgünlük”, “belgeleme”, “geri dönülebilirlik” ve “ayırt edilebilir müdahale” gibi temel kavramları, Selimiye’nin güncel hali üzerinden birlikte tartışıyoruz. Bu ziyaret, bir yapıyı seyretmekten çok; kültürel mirasın korunmasında evrensel ilkeler ile uygulamadaki tercihler arasındaki ilişkiyi yerinde analiz etme fırsatı sunuyor. Selimiye’den hareketle yönümüzü yaklaşık bir asır Osmanlı’ya başkentlik yapmış Edirne’nin bütününe çeviriyoruz. İstanbul’dan önce imparatorluğun siyasi ve mimari merkezi olan bu şehir; erken dönem camileri, klasik dönem külliyeleri, çok kültürlü yapısı ve Lozan hafızasıyla başkent kimliğini güçlü biçimde yansıtır. Edirne’yi tek tek anıtlar üzerinden değil; bir başkentin mekânsal organizasyonu ve güç temsili üzerinden okuyoruz. Selimiye bu hikâyenin zirvesi; ancak şehir, bu zirvenin üzerine inşa edildiği tarihsel zemindir. Bu program, restorasyon sonrası Selimiye’den başlayarak Osmanlı başkentinin hafızasına uzanan bütüncül bir kültürel okuma sunar.
Turumuz sabah saat 06.00’da Antonina Harbiye Ofisi’nde buluşmamızla başlıyor. Kısa bir tanışma ve ikramların ardından Edirne’ye doğru yola çıkıyoruz. Yolculuk esnasında Edirne’nin Osmanlı başkenti olarak üstlendiği rol, Balkan coğrafyasındaki stratejik konumu ve imparatorluk mimarisinin gelişim süreci üzerine genel bir çerçeve çiziliyor. Böylece şehre yalnızca bir ziyaretçi olarak değil, tarihsel bağlamını bilerek giriş yapıyoruz.
Edirne’ye varışımızla birlikte ilk durağımız restorasyon sonrası haliyle yeniden gündemde olan Selimiye Camii oluyor. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak tanımladığı bu başyapıtı yerinde inceliyor; restorasyon sürecini, müdahale yöntemlerini ve uluslararası koruma ilkeleri çerçevesinde ortaya çıkan tartışmaları birlikte değerlendiriyoruz. Yapının mimari kurgusu, mekânsal oranları ve kentsel siluetteki hâkimiyeti üzerinden Selimiye’nin başkent vizyonunu nasıl temsil ettiğini okuyoruz.
Selimiye ziyaretinin ardından hemen karşısında yer alan Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’ne geçiyoruz. Burada bölgenin antik dönemden Osmanlı’ya uzanan kültürel sürekliliğini izliyor; Edirne’nin yalnızca Osmanlı değil, çok daha eski bir yerleşim hafızasına sahip olduğunu görüyoruz.
Müze sonrası Selimiye Arastası’nda kısa bir yürüyüş yapıyor; klasik dönem çarşı mimarisinin işleyişini ve başkent ekonomisiyle ilişkisini konuşuyoruz. Ardından Edirne’nin erken Osmanlı dönemine ışık tutan Eski Cami’yi ziyaret ediyor, çok yazılı hat programı ve erken dönem mimari karakteri üzerinden geçiş dönemini değerlendiriyoruz. Hemen sonrasında Üç Şerefeli Camii ile klasik üsluba doğru atılan büyük adımı yerinde inceliyor; plan şeması ve minare tasarımı üzerinden mimari evrimi takip ediyoruz.
Şehrin çok kültürlü yapısını anlamak için yönümüzü Avrupa’nın en büyük sinagoglarından biri olan Büyük Sinagog’a çeviriyoruz. Edirne’nin yalnızca bir Osmanlı başkenti değil, farklı inanç topluluklarının birlikte var olduğu bir kent olduğunu burada yeniden hatırlıyoruz.
Öğle yemeği için vereceğimiz molada Edirne mutfağının yerel lezzetlerini deneyimleme fırsatı buluyoruz. Kısa bir dinlenmenin ardından şehir merkezinden çıkarak modern Türkiye tarihinin hafıza mekânlarından biri olan Lozan Anıtı’nı ziyaret ediyor; sınır, diplomasi ve Cumhuriyet anlatısı üzerine konuşuyoruz.
Programımızın son bölümünde yönümüzü sağlık ve sosyal kurum mimarisinin en çarpıcı örneklerinden biri olan II. Bayezid Külliyesi’ne çeviriyoruz. Darüşşifa, tıp eğitimi ve su sesiyle terapi gibi uygulamalar üzerinden Osmanlı’nın kurumsal yapısını yerinde değerlendiriyoruz.
Günün finalini ise kente panoramik bir perspektif sunan Hıdırlık Tabyası’nda yapıyoruz. Edirne’yi bir başkent olarak topografyasıyla, savunma sistemiyle ve mekânsal organizasyonuyla birlikte okuyarak programımızı tamamlıyoruz.
Saat 17.00’de Edirne’den İstanbul’a dönüş için hareket ediyoruz.
Turumuz başlangıç noktasında son bulmaktadır.








İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul